25 Ocak 2026
Yeni Nesil Kütüphane Dolapları ve Robot Süpürge Dostu Halılar
22 Ocak 2026
Saat Markaları Sıralaması: Swiss, Japon ve Moda Markaları Karşılaştırması (Watches Brands Pyramid)
Kol saati tercihi, çoğu zaman yalnızca zamanı gösteren bir araç seçimi olarak görülse de gerçekte bu karar; mühendislik, marka mirası, teknik yeterlilik ve uzun vadeli değer algısının birleşiminden oluşur. Saat dünyasında “iyi marka” kavramı, moda ve aksesuar sektöründeki algıyla birebir örtüşmez. Bu nedenle Rolex, Omega veya Longines gibi köklü saatçilik markaları ile Emporio Armani, Hugo Boss ya da Versace gibi moda markalarının saatleri aynı kategoride değerlendirilmemelidir. Gerçek saatçilik markaları; kendi mekanizmasını üreten, kronometrik standartlara sahip, servis ve yedek parça sürekliliği olan markalardır. Rolex ve Omega gibi markalar yalnızca prestij değil, aynı zamanda ölçülebilir mühendislik kalitesi sunar. Tudor, Longines, Oris ve Edox gibi markalar ise daha ulaşılabilir fiyat seviyelerinde benzer bir saatçilik disiplinini devam ettirerek güçlü bir fiyat/performans dengesi sağlar. Bu markalar için saat, koleksiyon değeri olan bir enstrümandır; zamanla değer kaybetmek yerine değerini koruma potansiyeline sahiptir. Buna karşılık moda markalarının saatleri, genellikle lisanslı üretim modeliyle piyasaya sunulur. Tasarım, kasa çapı ve marka logosu ön plandayken kullanılan mekanizmalar çoğunlukla standart quartz veya giriş seviyesi otomatik sistemlerdir. Emporio Armani, Tommy Hilfiger, Fossil, Guess veya Diesel gibi markalar stil açısından güçlü olabilir; ancak saatçilik perspektifinde bu ürünler “aksesuar” sınıfında konumlanır. Yüksek fiyat etiketi, her zaman yüksek teknik kalite anlamına gelmez.
20 Ocak 2026
Gelir ve Yaşam Kalitesi Piramidi & Türkiye’de Gelir Sınıfları
Gelir sınıfları çoğu zaman “ne kadar kazanıyorum?” sorusuna indirgenir; oysa büyük resim, gelirin yanında birikmiş varlıklar, harcama esnekliği, borç/gelir oranı, beklenmedik şoklara dayanıklılık ve yaşam kalitesi göstergelerinin birleşimidir. Bu yazı dizisinde “Gelir ve Yaşam Kalitesi Piramidi” perspektifiyle, en alttaki aşırı yoksulluktan en üstteki milyarder segmentine kadar uzanan katmanları Türkiye gerçekliğine tercüme edeceğim. Çünkü aynı maaşı alan iki kişi arasında bile barınma güvenliği (kira mı, mülk mü), finansal tampon (kaç aylık gideri karşılayan nakit), sigorta ve emeklilik hakları, çocukların eğitim bütçesi ve hatta tatil tercihleri dramatik biçimde farklılaşır. Piramidin alt katmanları hayatta kalma ve temel ihtiyaçları yönetme odağındayken, orta sınıfta gündem “stabilite ve öngörülebilirlik” olur; üst orta sınıfta ise portföy çeşitlendirme, nitelikli yatırımcı eşiği, premium hizmetlere erişim ve yaşam tarzı optimizasyonu devreye girer. Daha yukarıda varlıklı, ultra zengin ve milyoner katmanlarında ise konu artık gelirden çok varlık yönetimi, vergi ve miras planlaması, kurumsal yapılandırma ve sermaye verimliliğidir. Bu çerçeve sana sadece “hangi sınıftayım?” cevabını değil, bir üst segmente geçmek için hangi kaldıraçlara odaklanman gerektiğini de gösterecek: önce gelir istikrarı, sonra borç disiplini, sonra varlık birikimi ve en sonda ölçeklenebilir gelir kaynakları. Devam eden bölümlerde her katmanı kriterlerle açacağım: alt katmanlarda temel ihtiyaç, alt orta sınıfta acil durum fonu, orta sınıfta mülkiyet ve düzenli yatırım, üst orta sınıfta ise likidite yönetimi ve portföy çeşitlendirme. Okurken kendine şu KPI’ları sor: Gelirim kaç kaynaktan geliyor, giderlerimin yüzde kaçı zorunlu, kaç aylık acil durum fonum var, net servetim artıyor mu ve bugün işi kaybetsem kaç gün “operasyonel” kalabilirim? Bu cevaplar, piramitteki yerini anlamak için yeterlidir.
Categories:
Article,
Government,
Para,
Zengin
17 Ocak 2026
2026 Hanehalkı Giderleri: Su, Elektrik, Doğalgaz, İnternet ve Genel Geçim Analizi
2026 yılı, hanehalkı bütçelerinde konutla ilişkilendirilen sabit giderlerin seyri açısından kritik bir dönem olarak öne çıkıyor. Bir önceki yılın 2025 ev fatura geçim tablosu temel gider kalemlerinde (su, elektrik, doğalgaz, internet) aile bütçelerine yansıyan yükleri kapsamlı biçimde ortaya koymuştu; bu yıl ise hem tarifelerdeki düzenlemeler hem de ekonomik göstergelerdeki gelişmeler ayrı bir dikkat ve analiz gerektiriyor. Enerji piyasasında 2026 itibarıyla elektrik ve doğalgazla ilgili yeni tarife ve bedel düzenlemeleri Resmî Gazete’de yayımlandı; buna göre sayaç kontrol, güvence ve kesme-bağlama bedelleri gibi konut maliyetlerine doğrudan etki eden unsurlar yeniden belirlenmiş durumda. Ayrıca doğal gaz dağıtım şirketleri için uygulanan bağlantı ve hizmet bedellerinin üst sınırları artırıldı; bu da konut kullanıcıları için sabit maliyetleri yükselten bir faktör olarak karşımıza çıkıyor. Öte yandan enerji sektöründe, elektrik ve doğalgaz fiyatlarına yönelik zam sinyalleri kulislerde yoğun şekilde tartışılıyor. Spot piyasadaki tavana ilişkin değişiklik beklentileri ve üretici maliyet baskısı, önümüzdeki dönemde tüketici fiyatlarının seyrine dair belirsizliği artırıyor. Bu gelişmelerin toplam etkisi, yalnızca aylık fatura rakamlarının yükselmesiyle sınırlı kalmayacak; hanehalkı tasarruf stratejileri, tüketim alışkanlıkları ve uzun vadeli bütçe planlamaları üzerinde de dönüştürücü bir etki yaratacak. Bu yazıda, 2026 konut faturalarına ilişkin güncel tarifeleri, zam gelişmelerini ve genel ekonomik bağlamı somut veriler ışığında masaya yatırıyor; sürdürülebilir tüketim modelleri ile tasarruf odaklı politika önerilerini de ele alıyoruz. Aşağıda, 2026 yılına ilişkin önemli gelişmeleri, zam haberlerini, fatura düzenlemelerini ve öne çıkan ekonomik başlıkları periyodik olarak paylaşmayı planlıyorum. 2026 boyunca güncellenecek bu makaleyi takip etmeyi unutmayın.
Categories:
AliExpress,
BES,
Bireysel-Emeklilik,
Elektrik,
Evlilik,
Fatura,
IGDAS,
ISKI,
Para,
Telefon,
TEMU,
TTNET,
TurkTelekom
10 Ocak 2026
Kıymetli Madenler ve Nadir Elementler Fonları & OYAK, Kuveyt Türk ve TEB Portföyleri
Küresel piyasalarda artan jeopolitik riskler, enflasyon baskısı ve teknolojik dönüşüm süreci; yatırımcıların portföylerini yalnızca geleneksel varlıklarla değil, kıymetli madenler ve endüstriyel metaller ile de çeşitlendirmesini zorunlu kılıyor. Altın ve gümüş gibi güvenli liman varlıklarının yanı sıra; paladyum, platin ve bakır gibi sanayi üretiminin bel kemiği olan metaller, günümüzde yatırım fonları aracılığıyla erişilebilir hale gelmiş durumda. TEFAS çatısı altında sunulan kıymetli madenler ve nadir elementler fonları, yatırımcılara fiziki saklama, alım-satım spread’i ve likidite gibi operasyonel risklere girmeden bu varlıklara yatırım yapma imkânı tanıyor. Bu fonlar genellikle altın ve gümüş ağırlıklı olmakla birlikte, otomotiv, savunma sanayi, yenilenebilir enerji ve yarı iletken sektörlerinde kritik rol oynayan platin, paladyum ve bakır gibi metalleri de portföylerine dâhil edebiliyor. Türkiye’de bu alanda öne çıkan portföy yönetim şirketleri arasında OYAK Portföy, Kuveyt Türk Portföy ve TEB Portföy yer alıyor. Bu kurumların TEFAS’ta işlem gören fonları, yatırımcılara hem emtia bazlı fiyat hareketlerinden faydalanma hem de profesyonel portföy yönetimi avantajı sunuyor. Özellikle altın ve gümüş fonları, düşük volatilite arayan yatırımcılar için portföy dengeleyici bir rol üstlenirken; endüstriyel metal ağırlığı yüksek fonlar daha büyüme odaklı bir strateji sunabiliyor. Bu yazı kapsamında, söz konusu üç portföy yönetim şirketinin en popüler TEFAS fonları incelenerek; fonların yatırım temaları, risk seviyeleri ve hangi yatırımcı profiline daha uygun oldukları ele alınacaktır. Amaç, yatırımcılara tek bir varlığa bağlı kalmadan, hem güvenli liman hem de sanayi odaklı metalleri içeren dengeli bir emtia perspektifi kazandırmaktır. Kıymetli madenler ve nadir elementler fonları, orta ve uzun vadeli düşünen yatırımcılar için portföy çeşitlendirmesinde stratejik bir araç olmaya devam etmektedir.
8 Ocak 2026
2026 Perspektifinde Gümüş (XAG): Fiyat Keşfi, Senaryolar ve TEFAS Fonları, Yatırım Araçları
2025 yılı itibarıyla gümüş, yalnızca değerli bir metal değil; aynı zamanda küresel enerji dönüşümünün ve sanayi talebinin merkezinde yer alan stratejik bir emtia hâline gelmiştir. Özellikle güneş enerjisi, elektrikli araçlar, savunma sanayii ve yarı iletken teknolojilerinde artan kullanım alanları, gümüşü klasik “koruma varlığı” tanımının ötesine taşımaktadır. Bu yapısal dönüşüm, 2026 yılına ilişkin fiyat beklentilerinin de daha rasyonel ve yukarı yönlü bir çerçevede ele alınmasını gerektirmektedir. Mevcut veriler ve makro senaryolar ışığında gümüş için 2026 baz senaryosu 65–85 USD bandı olarak öne çıkmaktadır. Bu aralık, piyasanın sindirebileceği ve sürdürülebilir talep ile desteklenen bir fiyatlama alanını ifade etmektedir. İkinci olası senaryoda ise gümüşün 85–95 USD bandına, yani fiyat keşfi bölgesine geçici olarak temas etmesi mümkündür. Ancak 100 USD üzeri seviyeler, 2026 yılı için daha düşük olasılıklı ve güçlü makro katalizörler gerektiren bir senaryo olarak değerlendirilmelidir. En olası görünüm, 80–85 USD bandında denge oluşması ve uygun koşullarda 90 USD seviyesinin test edilmesidir.
5 Ocak 2026
Para Piyasası Fonları (PPF) Nedir? TEFAS Üzerinden Fon Seçimi ve Stratejik İpuçları
Yüksek enflasyon ve dalgalı faiz ortamında, yatırımcıların nakit yönetimi ve kısa vadeli getiri optimizasyonu her zamankinden daha kritik hale gelmiştir. Bu noktada Para Piyasası Fonları (PPF), klasik vadeli mevduata güçlü bir alternatif olarak öne çıkmaktadır. Özellikle TEFAS üzerinden erişilebilen PPF’ler, likidite, şeffaflık ve rekabetçi getiri açısından dikkat çekici bir konumdadır. PPF’ler ağırlıklı olarak ters repo, devlet iç borçlanma senetleri, BIST repo piyasası işlemleri ve kısa vadeli kamu kağıtları gibi düşük riskli enstrümanlara yatırım yapar. Bu yapı sayesinde fiyat oynaklığı son derece sınırlıdır ve yatırımcılar için sermaye korunumu ön plandadır. Fonlar günlük olarak fiyatlanır ve çoğu PPF’te T+0 veya T+1 valörle nakde dönüş mümkündür. Bu yönüyle, mevduata kıyasla operasyonel esneklik sağlar. Klasik vadeli mevduatta getiri, vade boyunca sabitlenirken; PPF’lerde getiri piyasa faizlerine paralel olarak dinamik şekilde güncellenir. Faiz artış dönemlerinde PPF’ler hızlı uyum sağlarken, mevduatta erken çıkış çoğu zaman faiz kaybı anlamına gelir. Ayrıca bankalar arası faiz farklılıkları nedeniyle mevduatta pazarlık gücü gerekirken, PPF’lerde profesyonel portföy yönetimi bu süreci yatırımcı adına üstlenir. Vergisel boyut da karar sürecinde önemlidir. Güncel düzenlemeye göre hem PPF’ler hem de mevduat getirileri %17,5 stopaj oranına tabidir. Bu nedenle vergi avantajı açısından taraflar eşitlenmiş durumdadır. Ancak PPF’lerde bileşik getiri etkisi ve günlük nemalanma, net performansı mevduata kıyasla daha rekabetçi hale getirebilmektedir. PPF’ler seçilirken; fon büyüklüğü, geçmiş istikrarlı performans, düşük yönetim gideri ve güçlü portföy yöneticisi gibi kriterler öne çıkarılmalıdır. Özellikle yüksek hacimli ve uzun süredir piyasada olan PPF’ler, nakit park etme stratejisi için kurumsal yatırımcıların da tercih ettiği araçlardır.
30 Aralık 2025
Uluslararası Kodlu Spam ve “PANEL” Kaynaklı Dolandırıcılık: Türkiye’de Dijital Güvenliğin Yeni Tehdit Haritası
Categories:
Cyber-Security,
Phishing
26 Aralık 2025
Borsa İstanbul Aracı Kurumları (Burgan Trade, İş Yatırım, Midas), BIST Hisseleri, Halka Arzlar ve TEFAS Fonları
23 Aralık 2025
Yeni Nitelikli Yatırımcı Limiti, TEFAS Yatırım Fonları ve Türkiye’deki Maaş Dağılımı (YATIRIM 5)
Türkiye’de gelir dağılımı, sermaye birikimi ve yatırımcı profili arasındaki makas 2025 yılı itibarıyla daha da belirginleşmiş durumdadır. Sabit maaşla çalışanlar arasında net aylık 100.000 TL ve üzeri gelir elde edenlerin oranının yalnızca %1 seviyesinde kalması, buna karşılık küresel ölçekte günlük net 125 dolar (aylık yaklaşık 4.000 dolar / 171 bin TL) kazanan bireylerin dünyanın en zengin %1’lik kesimine dahil edilmesi, gelirin değil birikmiş sermayenin asıl ayrıştırıcı unsur olduğunu net biçimde ortaya koymaktadır. Bu tabloya; anonim şirketler ve büyük ölçekli kurumlarda yönetim kurulu üyeleri ile genel müdürlere ödenen “huzur hakkı” gibi ek gelirler ve Sermaye Piyasası Kurulu’nun nitelikli yatırımcı tanımında limiti 1 milyon TL’den 10 milyon TL’ye yükseltmesi eklendiğinde, Türkiye’de yatırım ekosisteminin artık daha seçkin, daha dar ve daha yüksek sermaye eşiğine dayalı bir yapıya evrildiği görülmektedir. Bu yeni dönemde yatırımcılar, yalnızca gelirleriyle değil; likidite gücü, finansal yetkinlikleri ve erişebildikleri yatırım araçlarıyla birbirlerinden ayrışmaktadır. Bu yazıda, yukarıda belirtilen tüm konulara maddeler halinde değinilecektir.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)









